Prof. Dr. Ekrem Demirli
Prof. Dr. Ekrem Demirli
İstanbul Üniversitesi

Prof. Dr. Ekrem Demirli

İstanbul Üniversitesi
Fatih'in Okuduğu Kitapları Okuyoruz

Fatih'in Okuduğu Kitapları Okuyoruz

Fatih'in Okuduğu Kitapları Okuyoruz

Prof. Dr. Ekrem Demirli’nin öncülüğünde sessiz sedasız devrim gibi proje başladı: Klasik Düşünce Okulu. Adında okul kelimesinin geçtiğine bakmayın, bildiğimiz okullardan başka bir şeyle karşı karşıyayız. Klasik Düşünce Okulu, İslam Düşüncesinin kurucu metinlerinin bir program dâhilinde okunacağı bir platform. Demirli, ‘Fatih Sultan Mehmed’in de okuduğu kitapları okuyacağız’ diyor.

“Klasik Düşünce Okulu” adında bir çalışma başlattınız. Okul kelimesi var ama bildiğimiz okullardan farklı. Kısaca sizden dinlesek, nedir içeriği Klasik Düşünce Okulu’nun?

Klasik düşünce okulu, İslam düşüncesinin ana metinlerini lisans düzeyindeki okutmayı ve onlar üzerinde yazı çalışmaları yapmayı hedefleyen bir çalışma. Birinci merhale metinlerin okunması, ikinci merhale ise okunan metinler üzerinde yazılar yazılması. Hedef kitlemiz lisans düzeyindeki talebeler, bilhassa sosyal bilimler alanında tahsil gören talebeler. İlahiyatta okumak diye bir şartımız yok! İslam düşüncesine ilgi duan, onu ciddiyetle öğrenmek isteyen sosyal bilim talebeleri bizim öncelikli hedef kitlemizdir. Metinleri seçerken İslam’da dini düşüncenin şekillenmeye başladığı ilk dönemlerden itibaren günümüze gelmeyi hedefliyoruz. Bunun için bir çalışma yaptık. Her şeyden önce bir durumu tespiti yaptık: Gördük ki, Türkiye’de İslam düşüncesi ve bilimleri hakkında ciddi bir ilgi olsa bile, bu ilimler alanındaki uzmanlığının öğrenildiği ilahiyat fakültelerinde bile, bu ilgiyi duygusal bağdan öteye taşıyabilecek entelektüel bir zemin yok. Bu tespitin ardın neler yapabiliriz diye düşündük. Lisans talebeleri için İslam düşüncesinin temel metinlerini okuyabileceğimiz bir platform oluşturmak istedik. Bu kapsamda yaklaşık 60 ile 90 arasında temel kitap ismi belirledik. Üç ile dört yıl arasında sürecek bir program dahilinde bu kitapları Türkçe tercümelerinden talebelere okutacağız. Osmanlıda medreselerin verimsizliğinin nedenlerinden birisi olan dil sorunuyla uğraşmayacağız, dikkatimizi tamamen metin analizine vereceğiz. Derslere katılan talebeler mutlaka yazılar yazarak sürecin aktif parçası haline gelecekler. Bu da bizim için çok önemli bir mesele. Bunun yanı sıra yapılan dersleri kayda alıyoruz, bir sitede bunları yayınlayacağız ve farklı kesimlerden insanların hizmetine sunacağız. Kısa bir zaman içinde belki de dünyadaki en önemli İslam düşüncesiyle ilgili metin derslerinden oluşan bir web sitesine kavuşacak ülkemiz! Herkes İslam düşüncesinin temel metinlerini okumada büyük bir rehberlik desteğine kavuşmuş olacak. Artık neyi nasıl okuyacağım, ‘okuduğumu anlamıyorum’ mazereti ortadan kalkacak.

Aslında eksikliği epey uzun bir zamandır hissedilen bir içerikten söz ediyorsunuz. Peki fikir nasıl ve ne üzerine ortaya çıktı?

Fikir öteden beri vardı, KDO çalışmasını birlikte yürüttüğümüz arkadaşların her birisinde benzer fikir vardı. Türkiye’de ilahiyat fakültelerinin eğitim durumu hakkında uzun süre konuştuk, sorunlarını gözlemledik, ne yapabiliriz diye tartıştık ve bir karara vardık. Vardığımız karar sadece ilahiyat ile ilgili değil, Türkiye’de İslam düşüncesiyle ilgili bütün çalışmaların gidişatını belirleyecek bir karar oldu. İstanbul İlahiyattan ve Marmara İlahiyattan ve başka bazı fakültelerden arkadaşlarla Aralık ayında kanaatimizi somutlaştırdık (bu isimler arasında Ömer Türker, A. Hamdi Furat’ı özellikle zikretmem gerekir), hiç geciktirmeden işe koyulduk. Bize destek veren arkadaşlarımızla birlikte kitapları belirledik, okutacak isimlerde karar kıldık. Bir ilan yaptık, tahminimizden çok büyük ilgi gördü. Başvuralar arasından bir seçim yaptık ve derslere hemen başladık. Hali hazırda Üsküdar’da İskender Baba tekkesi var, orada derslerimizi yapıyoruz. Sonra gelen ısrarlı baskılar üzerine internet üzerinden bizi takip edebilecek iki sınıf, sonra bir üçüncüsünü hazırlamaya karar verdik. Bu sınıflara da yüz yüze dersler vermeye başladık. Hali hazırda 400 civarında talebe ile ve bunların yazılarına danışmanlık yapan hocalarla birlikte faaliyetimiz devam ediyor.

İslam kültür ve medeniyetinin ‘kurucu’ klasiklerini eğitim müfredatı haline getirme niyetiniz var. Nasıl olacak bu?

Biz klasik metin okuyoruz, fakat bir ayağımız da modern dünyada ve bu dünyanın sorunlarında! bunun bilinci içindeyiz. İçinde yaşadığı çağı dikkate almayan bir entelektüel hareket kadük kalmaya mahkumdur. Bir çağda yaşıyoruz ve çağa karşı bir sorumluluğumuz var. KDO bu bilinçle teşekkül eden bir entelektüel kurumdur. Bu nedenle derslere gelen talebelere klasik metinleri bir tarih malzemesi olarak sunmuyoruz, buradan bir hamaset çıkartsınlar diye bir maksat gütmüyoruz veya o metinleri anlamsız şekilde suçlasınlar istemiyoruz. Biz klasik metinlerle çağdaş zihin arasında bir irtibat arıyoruz, bu nedenle yaptığımız faaliyet klasik metinlerin yeni bir gözle yorumlanmasından ibarettir. Çağdaş dünya ve onun sorunlarıyla irtibat kurduğumuz ölçüde talebelerin ilgisi daha da artıyor. Yaklaşık on haftalık birinci kuru bitirmek üzereyiz, doğrusu tahmin edemeyeceğimiz derecede büyük bir ilgiyle ve verimle karşılaştık. Talebeler ısrarlı ve ciddi davrandılar. Hiç kuşkusuz zorluklar oluyor, fakat şu ana kadar bunları aşabildik, çok şükür! Fakültede yazma alışkanlığı olmayan talebeler ısrarlı yazı yazıyorlar. Bu çok önemli bir mesele! Çünkü hayat ve tarih ile irtibatımız okumakla değil, yazmakla kurulur. KDO bu anlayış içindedir.

Modern öncesi dönemlere ait, neredeyse hiçbir fikrimiz yok. Kitapları bilmiyoruz, bildiklerimizi çevirmediğimiz için okuyamıyoruz. Tam bir keşmekeş…

Müslümanca düşünme hayatımızın en büyük sorunu budur. Gerçekten de sahih bir irtibat yok. Atıflar yapıyoruz, insanları övüyoruz, hamaset var, fakat sahih bir bilgi ve irtibat yok. Dindar çevrelerde dahi Müslüman düşüncenin temel sorunları hakkında derinlikli bir kanaat yok. Klasik metinler hakkında herhangi bir fikir sahibi değiliz. O metinlerden yeni bir değer üreterek çağdaş dünyaya sunamıyoruz. Halbuki her çağ kendi çözümünü kendisi bulmak zorundadır v ekendi değerlerini üretmek zorundadır. Müslümanlar uzun bir süredir yeryüzünde değer üreten, kurum oluşturan ve insan yetiştiren ciddi bir özne olmaktın uzaklaştı. Bunun için mirasa yeniden dönmemiz, onu anlamamız ve yeniden üretmemiz lazım. Klasik Düşünce Okulu bir zemin teşkil ederek olabildiğince geniş bir çerçevede insanların bu metinlerle irtibatını sağlamayı hedefliyor. Tarihimizle ve mirasımızla barışacağız. İsmini her gün duyduğumuz isimleri gökyüzünden yeryüzüne indireceğiz. Onların kitaplarını hayatımıza katacağız; o eserleri ve düşünceleri yeniden inşa edeceğiz, çağdaş dünya ile irtibatlarını kuracağız. Hedefimiz budur ve bunu başarmak zorunda olduğumuza inanıyoruz.

Aslında başlattığınız bu çalışma, radikal batılılaşma ile bir bıçak gibi kesilen ‘gelenek’le rabıtamızı da kuracak öyle değil mi?

Bu irtibatı kurmamız lazım. Üstelik daha iyi bir tahlille meseleye bakarsak, bu irtibatın kopması sadece cumhuriyet ile de sınırlı değildir. Ahmet Zarifoğlu’nun ‘Bir diş gibi koptuk çenemizden’ dediği bir durum vardır. Sanırım bu diş uzun bir süre önce koptu da farkında bile olmadık. Tasavvufun ana kavramlarından birisi rabıta-irtibat kavramıdır. Biz sahih mirasımız ile bir irtibat kurarak yaşadığımız dünyada istikamet bulacağız. Elbette ki geçmişi bilmek maziyi değiştirmemize imkan vermez. Fakat en azından geleceğimiz hakkında daha basiret sahibi olarak Müslüman toplumların sorunlarını daha dikkatle çözebiliriz. Belki yaşadığımız hayatı daha iyiye doğru değiştirebiliniz bu sayede. Miras ile irtibatımızı kurmazsak sadece tarihe karşı vazifemizi ihmal etmiş olmayız, geleceğe dair umudumuzu da yitiririz ve kendimize saygımızı yitiririz.

Klasik Düşünce Okulu’nda İslam düşüncesinin çeşitli alanlarına ait klasik metinleri okutuyorsunuz. Ne demek bu, ne anlamalıyız?

Aklınıza İslam düşüncesinden bildiğiniz isimleri getirin. Kimleri sayabiliriz? Ebu Hanife, İmam Şafii, Hasan Basri, Cüneyd-i Bağdadi, Farabi, İbn Sina, İbn Arabi vs. türkiye’de bu isimlerin bir kısmı daha çok olmak üzere bilinir, herkes duyar. Fakat kimse bu isimlerin ne dediğini bilmez. Bunlar yaşadıkları dönemde o dönemin sorunlarını çözdükleri için büyük düşünür kabul edildiler. Türkiye’de ise böyle isimler ya abartılı bir övgü ile veya mevcut kötü durumun suçlusu olarak kınamayla yad edilirler. Bu hastalıklı hamasetten ve yersiz kınamadan kurtulmak zorundayız. Bunun için yapmamız gereken şey, bu isimlerle bir düşünce irtibatı kurmaktır. Dünyanın hiçbir yerinde tarihsel mirasıyla irtibat kurmayan düşünce yoktur. Türkiye’de de olamaz ve nitekim seksen yıllık tecrübemiz İslam mirasını yok sayan bir düşünce hayatının kadük kalacağını bize gösterdi. KDO’nun hedefi bahs ettiğimim isimler ve benzeri isimlerle sahih bir irtibatı kurabilmenin zeminini aramaktır. Bu isimlerin kitaplarını, çalışmalarını okuyacağız, onlar üzerinde tartışacağız, sonra da onları da dikkate alarak çağımızın düşünce sorunlarına yeniden bakacağız. Mesele budur.

Hangi ders başlıkları olacak Klasik Düşünce Okulu’nda?

Klasik düşünce okulunda (KDO) ders başlıkları yok. Bunu özellikle böyle tercih ettik. Çünkü ders başlıkları pek çok şartlanmayı birlikte getiriyor. Bizde onun yerine kitap isimleri var. Bu sayede herhangi bir disiplinin ötekini öncelemesini istemedik. İslam nazari mirası içindeki her bölüm eşit olarak bulunsun, temel kitapları eşit ağırlıkta okunsun istedik. Bununla birlikte ağırlıklı olarak kelam, tasavvuf, İslam felsefesi ve fıkıh usulü üzerinden gideceğiz. Zamanla KDO’daki faaliyetlerimizi daha da zenginleştirerek batı klasikleri ve başka bir takım metinleri de okutacağız.

Mesela ders başlıklarından biri tasavvuf düşüncesi. İbn Arabi, Konevi, Davud-u Kayseri, İmam-ı Rabbani ve Mevlana gibi isimler mi olacak? Derslerde takip edilecek isimler ve eserler neye göre belirlendi?

Söylediğim gibi bizde ders isimleri kitap isimleridir. Talebelerimiz Risale Dersi, Fehmü’l-Kuran dersi vb okumak için bize geliyor. Bu kitapların mensup oldukları bir disiplin ve bilim var. Fakat şimdilik bizim için o ikinci planda. Biz bu isimleri İslam düşüncesinin ana akımlarına ve oradaki kurucu isimlere bakarak belirledik. Bu nedenle bahs ettiğiniz isimlerin hepsi KDO’da bulunacak. İsimleri belirlerken aşağı yukarı ittifak edilen isimleri tercih ettik. İslam nazari mirasından okunması gereken kırk kişi veya eseri sayalım desek, aşağı yukarı herkes aynı isimleri sayar. Biz de öyle yaktık! Temel metinler şunlardır, bunları okutursak İslam nazari düşüncesi daha iyi anlaşılır ve bir perspektif ortaya çıkar dedik.

Şu an hali hazırda dersler devam ediyor. Katılım nasıl, isteyen herkes dâhil olabiliyor mu?

Şimdilik yaklaşık dört yüz (üç yüze yakını lisans, yüz tanesi yüksek lisans; yüksek lisans bu hafta başlıyor) civarında aktif talebe var. Gerçi biz onlara talebe olarak bakmıyoruz, çetin bir entelektüel yolculuktaki yol arkadaşı ve meslektaş olarak bakıyoruz. Aynı sorumluluk üzere hareket ediyoruz, herkes taşın altına eli koyacak diye görüş birliğine vardık. Şimdilik daha fazla imkanımız yok, her şeyden önce ciddi bir mekan sorunumuz var, onu çözmeye çalışıyoruz. Bu faaliyeti olabildiğince geniş kesimlere ulaştırabilmek için başka bir hedefimiz daha var. Güçlü bir web sitesi hazırlayarak, herkesin müfredatı takip edebileceği bir zemin hazırlayacağız inşallah! Dünya üzerinde bu tarz çalışmalar yaygın. Biz de benzerini yaparak en geniş katılımcı sayısına ulaşmayı hedefliyoruz. Biz kesinlikle sadece ilahiyat alanına hizmet vermeyeceğiz. Türkiye’de ligi alanı her ne olursa olsun, İslam mirasına merak duyan ciddi herkesin takip edebileceği şekilde dersleri yapacağız, sonra da web sitesine yükleyeceğiz. Maksadımız budur.

Fatih Sultan Mehmed’in de okuduğu bir ahlak kitabını okumayı ve üzerine düşünmeyi herkes ister. Bunda sorun yok, peki ne tür bir alt yapı gerekiyor dersleri takip etmek için?

Bizce Üniversiteye intisap etmiş birisi normal şartlarda yeterli bir altyapıya sahiptir. Fakat bizim imkanlarımız çok sınırlı olduğu için talebe seçiyoruz. Gerçekten de bahs ettiğiniz gibi, Fatih’in okuduğu kitaplar da KDO’da okunacak kitapladır. Biz şimdilik imkanlarımız ölçüsünde talebe alacağız, bunun için ciddi çalışmayı, yazı yazmayı taahhüt edecek talebeler seçeceğiz. Web sitesini ise olabildiğince geniş talebe kitlesine açacağız. Bizi sadece ilahiyat talebeleri takip etsin istemiyoruz. Sosyal bilimlerin bütün branşlarından bizi takip etsinler istiyoruz

En sık sorulan sorulardan biri de bu; hali hazırda öğrenci olmayanlar katılamıyor mu? Ya da programın ikinci, üçüncü ayakları olacak mı?

Şimdilik sadece öğrencilere açık, üstelik imkanlarımızın yettiği kadar talebe alabiliyoruz. Fakat biz bu imkanı genişletmeyi hedefliyoruz, Allah imkan nasip ettikçe öteki kademeler de devreye girecektir.

Ne kadar sürüyor toplam eğitim?

Biz üç ile dört senelik bir zamandan söz ediyoruz. Fakat bu bütün programın bitimiyle ilgili bir zamanlama. Çalışmayı bir vagon sistemi şeklinde tasarladık. Yani dört senelik süreyi her senede üç programdan 12 kademeye taksim ettik. Bu kademelerden birini takip eden en azından altı yedi tane İslam klasiğini okumuş olacak. Bu da büyük bir faydadır. Aynı şey öteki kademeler için de geçerlidir. Aradan ayrılmalar sebebiyle programın sekteye uğramasına izin vermeyeceğiz inşallah.

Ne hedefliyorsunuz toplamda? Ne çıkacak çalışmanın sonunda?

Sanırım çok iyi neticeler çıkacak ve çıkmaya başladı! İslam mirası üzerinde temel kitapları ve büyük yazarları okumuş, onlara dair yazılar yazmış, onlarla sahih bir irtibat ve zihni akrabalığı inşa edebilmiş bir entelektüel zümrenin çıkmasını istiyoruz. Türkiye’de böyle bir zsemin oluşursa düşünce hayatımız tahmin edemeyeceğimiz kadar güçlü bir zemine utaracaktır. Bugun belki yaptığmıız pek çok zeminsiz tartıyma bir zemin bulacaktır. İslam’a dair daha sağlıklı bakış açıları kazanacağız. Düşünce hayatımız o ölçüde zenginleşecek ve miras ile çağ arasında bir bağ kurmuş olacağız. Hedefimiz v ebeklentimiz budur. Allah utandırmasın.

Röportaj: Yusuf Genç
Kaynak: Yenişafak