Prof. Dr. Ekrem Demirli
Prof. Dr. Ekrem Demirli
İstanbul Üniversitesi

Prof. Dr. Ekrem Demirli

İstanbul Üniversitesi
Türkçe İslam Düşüncesi

Türkçe İslam Düşüncesi

“Bugün”de yaşayan insan için “yeni şeyler” söylemek baştan çıkartıcı bir etkiye sahip. Bu yeni söyleyişlerin malesef büyük bir kısmı yaraya merhem olucu özellikte ve ömürde olmuyor. Okur-Yazar olmanın hep ilk kelimesinde kalmanın sonucu belki de bu. Söze ömür kazandıranın yazı olduğunu hatırda tutarak “Vaz’-ı cedid-keşf-i kadîm” hakkındaki tartışmaları yeniden hatırlamak gerek. Hatırlamayı “Klasik” üzerinden yapan yeni bir “okul” hayata geçti. Bu yeni okulu okul kurucularından Ekrem Demirli Hocamız ile konuştuk.

Klasik Düşünce Okul Projesinden bahseder misiniz?

Klasik Düşünce Okulu, klasik İslam düşüncesinin kurucu eserlerini Türkçe okuyan, okutan bir merkez. Bakın, “Düşünce geleneğimizle bağ kurmak” diye bir mesele var. Son dönemde bu daha çok mesele edildi. Sadece bir hevesten, heyecandan da bahsetmiyoruz. Önemli tercüme, telif eserler verildi. Fakat bu bağ kurma işi bugünkü Türk düşüncesine, edebiyatına, sanatına bir etkide bulundu mu? Bulunduysa nasıl bir etkiden söz edebiliriz? Biz bu yayınların dolaşıma girmediğini, fikriyatımıza bir etkisi olmadığını düşünüyoruz. Bunun daha çok zihinsel sebepleri var. Söz konusu matbuâtı yakından takip eden belli bir okur-yazar grubu var tabi. Ama bu okuma, bağ kurmadan öteye geçemiyor. Bir ilgi ve alakadan, haberdar olmaktan öteye geçmiyor. Kurulan bağ okuru, yazarı beslemiyor. İşte Klasik Düşünce Okulu İslam düşüncesinin kurucu eserlerini günümüz düşünce ve sanatına taşıma niyetiyle kuruldu. Biz klasik dönemi gelmiş geçmiş bir şey olarak görmüyoruz. Bu dönemde yazılmış eserlere nostaljik bir bakışımız yok. Biz bu eserleri asıl kaynaklarımız olarak görüyoruz. Ve bu kaynakları düşünce malzemesi olarak sunmak istiyoruz. Kime? Bugünün yazar adaylarına, ve hatta yazarlarına.

O zaman Klasik Düşünce Okulu yalnız bir okuma faaliyeti değil.

Evet, değil. Anlatmak istediğim tam da bu. Bizim talebelerimiz ya lisans öğrencisi ya da lisansüstü. Ben onlara meslektaşlarım diyorum. Bu öylesine söylediğim bir şey değil. Hakikaten aynı işi yapıyoruz onlarla. Onlar da bu metinleri okuyor biz de okuyoruz. Onlar da klasik düşüncemiz üzerine düşünüyor, biz de öyle. Arada bir derece farkı olabilir. Ama son tahlilde durum budur. Talebelerimiz sadece okumak ve düşünmekle yetinmiyorlar. Kendilerine tahsis ettiğimiz, her biri İslam nazariyâtı alanında uzman danışmanların rehberliğinde derslerde birincil kaynaklardan öğrendikleri meseleleri yazarak tartışıyorlar. Klasik Düşünce Okulu’nun meyvesi bu olacak inşallah. Biz yazmak için okuyoruz.

İslam düşüncesinin klasik eserleri çoğunluğu Arapça kaleme alınmış. Farsça yazılanlar da var. Bu eserleri Türkçe›den okutmanın olumlu, olumsuz tarafları neler?

Kuruluş sürecimizde tartıştığımız bir mesele oldu bu. Bizim nazarımızda olumsuz bir yönü yok. Bu eserleri orijinal dilinden okutan başka kurumlar var. Onların yaptıkları da önemli bir hizmet. Bizim farkımız ise talebenin birikimine ihtiyaç duymamak. Onlardan sadece dikkat ve Türkçe istiyoruz. Hepimiz Türkçe içine doğduk, Türkçe ile yoğrulduk. Türkçe düşünüyoruz. Hangi düşünceyi okuyacaksak, hangi fikre varacaksak varalım kalkacağımız yer yine Türkçe. Bakın aslında Türkçe, İslam düşüncesi içinde nefes aldığı zamanlardaki Türkçe olsaydı klasik metinleri Türkçe’den okuma konusunda hiçbir tereddüde yer kalmazdı. Sorun şu an konuşup düşündüğümüz Türkçe’nin zayıflamış bir Türkçe olmasından kaynaklanıyor. Bizim muhataplarımızın Türkçe seviyesi de vasatın çok üstünde değil. Fakat derslere başladıkları Türkçe’leri ile şu anki dilleri arasında ciddi bir kuvvet farkı olduğunu tesbit edebiliyoruz. Yazılarındaki gelişim bunu gösteriyor. Yani Türkçeleri de gelişiyor böylece, yükseliyor. Bu başarıldı, çünkü derslerde okutulan çevirilerdeki kavramlar, kaynak dildeki karşılıkları gündemde tutularak işlendi. Yani esas ıstılahlarımız da canlandı talebemizin zihninde, kaleminde.

Belki okuttuğumuz eserlerin bugünkü tercümelerinin güvenilirliği ve niteliği ile ilgili bir şüpheden bahs edilebilir. Okuttuğumuz eserin tercümesi varsa en iyisini seçmeye çalışıyoruz. Yoksa tercüme ettiriyoruz. Tercümelerde sorunlar da olabilir. Fakat bu sorunlar çoğunlukla okur eserle başbaşa kaldığında ortaya çıkan sorunlar. Oysa Klasik Düşünce Okulu’nda eserler alanında uzman hocalar tarafından okutuluyor. Eserin aslını bildikleri için tercümeyi anında tashih ediyorlar. Hem kavram tercihleri açısından hem de ifade açısından. Böylece muhtemel pürüzler baştan bertaraf ediliyor.

Şimdiye kadar dersler hangi kitaplar eşliğinde yapıldı?

Bahar döneminde Hasan-ı Basrî’nin Kader Risalesi, Kadı Abdülcabbâr’ın Usûl-i Hamse’si, Ebu’l Hasan el-Eş’arî’nin İstihsân-ı Havz’ı, Ebu Hanîfe’nin Fıkh-ı Ekber’i, İmam Şâfiî’nin er-Risâle’si, el-Muhâsibi’nin el-Akl ve Fehmü’l Kur’an’ı, Hakîm Tirmizî’nin Beyânu’l Fark’ı, Kâtip Çelebi’nin Keşfü’z-zünûn’u(Mukaddime) ve İbn Haldun’un Mukaddime’si(Aklî, Naklî İlimler) okutuldu. Yaz döneminde Ebu Nasr es-Serrâc’ın el-Lüma‘’sı, İmâmül Haremeyn el-Cüveynî’nin Kitâbu’l İrşâd’ı okutuldu. Ayrıca bu dönemde Genel Felsefe ve Klasik İslam Literatürü seminerleri de verildi. Güz Döneminde ise es-Serrâc’ın el-Lüma‘’sına ve Cüveynî’nin Kitâbu’l İrşâd’ı’ına devam edildi. Kelâbâzî’nin et-Ta’arruf’u, Abdulkâhir el-Bağdâdî’nin Kitâbu Usûli’d-dîn’i, el-Cassâs, el-Fusûl fi’l-usûl’u, el-Ebherî, İsâgûcî fi’l-Mantık’ı ve el-Kâtibî, eş-Şemsiyye’si okutulmaktadır. Güz dönemi hal-i hazırda devam ediyor.

Okul daha yeni kuruldu sayılır. İlgi oldu mu öğrenciler tarafından? Şu an ne kadar öğrenciniz var?

1000’e yakın üniversite öğrencisi başvuru yaptı. Başvuru sahipleri online sistem üzerinden sınava tabii tutuldu ve ardından yapılan mülakat sınavıyla 250 kişi başarılı bulundu. İlk dönemimiz olan bahar döneminde, 3 lisans 1 lisansüstü olmak üzere 250 öğrenci 4 şube halinde ders aldı. Bu sayı yaz döneminde 3 şube ile devam etti. Güz Döneminde de derslerimiz yine 4 şube üzerinden devam ediyor.

Okulun bir özelliği de netten takip edilebiliyor olması değil mi?

Evet, okulun nu ayağını çok önemsiyoruz. Dünyanın her yerinden, isteyen herkes KDO WEB’e talebe olabilir. Başlangıçtan beri işlenen dersler video kayıt altına alındı. Üye olacak öğrenciler sadece sonraki okutulacak derleri takip etmeyecekler, aynı zamanada KDO arşivine de ulaşabilecekler. İstedikleri takdirde yazdıkları yazılar, KDO’nun fiili öğrencileri gibi, danışmanlar tarafından değerlendirilecek.

(www.klasikdusunceokulu.org)

Sabah Ülkesi, Sayı: 50